Şeytan İncili İçeriği Nasıl ?

ŞEYTAN İNCİLİ TAM METİN

1. Ben varım. Vardım. Ve varolmaya devam edeceğim. Sonsuza kadar ve
sonsuzdan öte var olacağım!
2. Üzmez beni, sevmeyenlerimin ve cahillerin taktıkları isimler. Aksine,
tüm ihtişamımı koyar ortaya onlar. Benden ve adlarımdan gelir, bütün
ilerletici ve asil ve başkaldırıcı duygular. Albız benim; Mara benim; Seth
benim; Loki derler bana; Benim, Satan Olan ve Satanas; Satanus’um ben.
İblis’im; Şeytan’ım ben, içinizde Kaynayarak Uyuyan.
3. Lucifer dediler bana, kötülüğü anlatmak için. Halbuki, ışık ve güzelliği
anlatırdı Lucifer. Ben kötüyüm bu düzen için; ama değilim asla kötülük.
4. Beni anlamak, insanın kendisini anlamasıdır. Ama sadece beni
anlamanın, insana bir faydası yoktur. Kendini anlamak isterse, bunun
faydası vardır.
5. Ben olduğum öğretildi insana hep, kendisinin, olumsuz yanının.
Aslında, tam tersidir durum. Ben, İçinizdeki İsteğim aslında. Nasıl olur da,
o şeyin kötü yanı olabilir; bir şeyin ta kendisi?
6. Ben Bir’im ve Öz’üm; ama kendi elbisesini giydirir bana, her kavim.
Teklikten çokluk olurum böylece; ama bu da beni üzmez veya
endişelendirmez.
7. Herkesin içinde olan, kendi Öz Tanrı’sıyım ben. Hiçbir kabilenin ya
da kavmin özel tanrısı olmadığım gibi; hiçbir kabile beni sahiplenerek,
üstünlük sağlayamaz. Benim öğretime uygun değildir; Arapların ve
Yahudilerin, özel tanrılarıyla kendilerini ve aynı şekilde kendi dil ve
geleneklerini yüceltmeleri.
2
8. Sevinç bendedir. Zevk benim. Bende yatar bütün özgürlükler. Ben
kurtarırım zihinleri her baskıdan; insanı her tanrının köleliğinden. Ben,
insanların hepsindeyim; ama insanlar da benimdir. Ama bilmezler bunu,
çoğu.
9. Benim savaşım, sizin içinizdedir. Bütün insanlar benimdir demiyorum.
Ben, bütün varlıkların içinde yaşayan Öz’üm diyorum. Size, şah
damarınızdan daha yakın değilim. Ben zaten Siz’im.
10. Ben, hiçbir zaman savaş vemek istemediğim gibi; sizin için de
savaşmam. Aksine, siz, benim için savaşırsınız. Çünkü bu savaşınız, sizin
içindir aslında. Sizin savaşınız, Küçük Savaş ve Büyük Savaş’tır.
11. Küçük Savaş, sizi anlamayanlara karşı verdiğiniz dayanma ve
direnmedir. Ve size düşman olanlara verdiğiniz savaştır. Ve hayata karşı
verdiğiniz savaştır. Ve Küçük Savaş, kendinizi ifade etmenizin savaşıdır.
12. Büyük Savaş, en zorudur. Büyük Savaş kendi içinizdedir. Zordur,
çağların şartlanmalarını yıkmak. Kendinizle yüzleşmektir Büyük Savaş.
Kendini kabul etmektir Büyük Savaş. Kendi gerçek istek, ihtiyaç ve
zayıflıklarını keşfedip, kabul etmektir Büyük Savaş.
13. Benim seçkinlerim, en önce Büyük Savaş’a başlamalılar. En önce,
kendinden utanmamayı öğrenmeliler, kendilerine karşı.
14. İnsan, daima, kendisine öğretilen, Doğru denilen kurallar ve kalıplar
içinde yaşar. Tembeldir; gözündeki at gözlüklerinin izin verdiğinin dışına
bakmakta. Bunu yenmektir, Büyük Savaş. Kendi zayıflıklarını kabul
etmeden, aydınlanamaz insan.
15. Hiçtir, Küçük Savaş’ın zorluğu; Büyük Savaşı’nı kazanan bir kimse
için. İnsanın, benim için savaşmasıdır; kendisini hür bırakması dinsel
baskıdan, ahlaksal ve kalıplaşmış olandan.
16. Ben, İçinizdeki Işığım; binyıllardır sizden gizledikleri. Ben
Düşünce’yim; Düşünme’nin ve Yargılama’nın Zevki’yim.
3
17. Her şeyin başından beri, Sönmeden Yanan Ateş’im ve her şeyin
sonundan, sonraya kadar da Yanacak Olan.
18. Sevgi’yim, yüreğinizin derininde duyduğunuz. Benim sevgimdir, size
yaşama ateşi veren.
19. Ben İsyan’ım. Benim, Savaşçı Olan. Çölün derininde, dağın tepesinde
ve denizin derininde, gecenin korkusunda, karanlıklar içindeki bilgi ve
vecd sarhoşluğunda, benim, Yanınızda Olan; siz bilmeseniz de.
20. Ben Işığım; Rengim; bütün renk tayfı benim; ama bana yakıştırıldı
Kara Olan. Karanlık Olan’ım ben ve siyah, işte bu yüzden.
21. İçinizin, en karanlığa gömülen yanındayım daima. Ama bu karanlık,
benim saklanmak istememden değildir. Beni sizden saklamak
istemelerindendir, sizin üzerinize yığılan iman karanlığından.
22. Ben korku değilim, ama korkuldu benden; bu yüzden Korkunç Olan
oldum ben. Her din, giydirdi bana en kötü elbisesini ve benimle
korkutarak, hakim oldu insanlara.
23. Ben Çılgınlığım. Benim, Vecdin Sarhoşluğu İçinde Delice Dönen.
Aydınlatır benim şimşeğim, akıllardaki hurafeleri. Kendimi gösterdimmi;
alt üst olur bütün sahte dinler.
24. Ben Öğretmen’im, Gerçekleri Getiren. Ben, Işık Getiren’im ve Işığı
Taşıyan. Ben veririm daima, gerçeğin bilgisini.
25. Ben, Haksızlık Edilen’im. Benim, hakkı yenmiş olan ve buna, gene
sizin için katlanan.
26. Benim, Ateş Olan içinizde, hiç sönmeden yanan.
4
II
1. En başından beri bendim yanınızda olan. Sizi aydınlattım ve uyardım
dönem dönem. Bunun için de çeşitli araçlarım oldu. Zaman zaman da
kahinlerim geldi; şimdiki gibi, Dünya’ya yeni bir çağın başlayacağını
haber verecek olan.
2. Ne zaman ihtiyacınız olduysa el uzattım size. Elimi uzatmam, bazen
içinize doğarak oldu; bazen size verdiğim isyan duygusu ile. Bazen de
kitaplarım oldu şimdiki gibi. Ama enderdir bu; az rastlanır.
3. Tek ve değişmez bir kitaba ihtiyacım olmadı benim hiç. Çağa göre
değişir, kitapların hükmü de. Ama bu, kitaplarımın eskimesinden değil,
sizin gelişmenizdendir. Bakın! Hiç size uyuyor mu, sahte dinin, yüzlerce
yıl önce gelmiş olan kitapları şimdi?
4. Dünya’da, benim kitaplarım bazen oldu; bazen hiç olmadı; ama benim
varlığım ve benden gelen mutluluk ve zevk, her zaman oldu. Sizi hiç
bırakmadım. Benim kitaba ihtiyacım yok. Sizin tapınmanız da bana birşey
sağlamayacağı gibi, bana güç de vermez. Ama bana tapmak, sizin
zevkinizdir.
5. Kitaplarım, sizin ihiyacınız olduğu içindir. Benim tek bir kitabım
yoktur. Gerçek kitaplarımdan biri olan bu kitabımda ne gizli bir anlatım,
ne şifreli bir ifade ne de gizli semboller vardır. Ancak Bir iki tane istisna
olabilir.
6. Kitaplarım, insanlar gerek duydukça, her kavmin kendi dilinde, öz
olarak ortaya çıktılar, çıkıyorlar ve çıkacaklardır. Çok uzun olmaları da
gerekmez. Çünkü kolaydır, anlayana ana fikrin anlatılması. Hiç bir
kavme, diğer kavimlerin, ancak aracılar vasıtasıyla anlayabileceği çok özel
dinler veya kitaplar vermedim; vermeyeceğim.
7. Bir dilde verdiğim kitap da, diğer bir dile anlamını kaybetmeden,
çevrilebilir. Beni anlamak için ne İbranice bilmeye gerek vardır; ne Arap’a
köpek olmak ve ne de Kilise’nin cahilliğine, akıl dışılığına.
5
8. Kitabım, başka dillere çevrilmek istenirse bunu yapabilir her bana
inanan; ama benden size geçirildiği ilk özgün dilindeki kopyası, her zaman
çevirisinin yanında olmalıdır. Onda yoktur önemli bir şifre, gizli anlatım
ve de sembol. Bu, özgünlüğünü korumak içindir. Çeviriden şüphe
edilirse, bilen birisinin, özgün kopyasını görebilmesi içindir. Ve
uyulmalıdır mutlaka buna. Ve Bölümlerimin, ne de Ayetlerimin sıralanışı
değiştirilmemelidir.
9. Her çağda, açık ve gizli kahinlerim olmuştur. Onlar, insanlara sevinç
getirmek içindir. Ama açıkça ortada olan kahinlerim, kendisine güveni
olmayan aciz tanrının, cennet vaadlerine kananlar tarafından
katledilmişlerdir. Bu yüzden benim kahinlerim, karanlıkta kalmalıdırlar.
Özel görevle ortada olan ve de gerekince ortaya çıkacak olan bir, ikisi
hariç.
10. Her insanın içindeki, En Karanlıkta Kalan Öğreti’yim ben. Bu yüzden
benim rahiplerim ve kahinlerim, Karanlığın Rahipleri’dirler. Bu yüzden
Karanlıklar Prensi de dediler bana.
11. Bu öğreti ve bilgi, herkes içindir ve en çok, kendi dillerinde geldiği
insanlarım içindir. Ama isterlerse başka kavimler de onu izleyebilirler ve
başka dillere de çevirebilirler ve başka kavimler de, sürüme dahil
olabilirler. Ama gerekirse, onların ülkelerinde ve onların dillerinde de yeni
rahipler çıkartmaya, yeni kitaplar yazdırmaya gücü yetenim ben.
12. Ben, Her Dili Konuşan’ım. İnsanları, anlamadıkları ve asla
anlayamayacakları dillerdeki dinlere koyun olmaya zorlayan, Sahte Tanrı
değilim ben. Ve benim kitaplarım, başka dillere çevrilince anlamlarını
kaybetmezler.
13. Kitabım, kendisine ulaşıp da, beni kabul etmeyecek olanlar,
kaybedecek olanlardır. Ama ben bunu, onlara tehdit olarak söylemiyorum.
Onlara acıyarak, söylüyorum. Onlar köledirler. Kendi kölelikleri içinde
boğulan ve ruhunu kısıtlayan. Ama inananlarım bilsinler ki, ilk başta,
benim sürüme dahlolacak olanlar ve benim seçkinim olanlar, az olacaktır.
Bundan da, cesaretleri kırılmamalıdır. Tek bir kişi bile olsa, O, benim
seçkin toplumumdur. Ama zamanla, her şey yeni düzene girecektir.
6
14. Ben, bütün insanlardayım. Herkesin içinde benden bir parça yaşar;
ama insanların bir kısmı beni inkar eder… Sonradan gelen, sahte ve
kendilerini kısıtlayan inançlara kanmıştır onlar. Bu yüzden insanlar
arasında, ben de ayırım yaparım.
15. Bir grup vardır insanların içinde ki, onlar, koyun gibidirler. Onlar, aklı
reddederler. Onlar, güdülmek isterler. Asla sorgulamazlar peşinden
gittikleri ve kendilerine hiçbirşey vermeyecek olan Tanrı’yı. Ve de,
başkasının sorgulamasını da kabul etmezler. Onlar, Dünya’da sömürülürler
veya kendilerinden olanları sömürürler. Kendi ahlaksal ve dinsel inançları
için kan döküp, işkence yaparlar; ama ölünce, Cennet’te, bunun ödülünü
alacaklarına inanırlar.
16. Bir grup vardır ki, onlar, bir şeye inanmazlar; ama onlar daha
yakındırlar benim aydınlığıma. Çünkü onlar, zihinlerinin uyuşturulmasına
izin vermeyenlerdir ve onlar, isyan edenlerdir ve onlar, sorgulayanlardır.
17. Ve bir grup vardır ki, onlar, benim seçkinlerimdirler. Onlar beni tanır;
benim şeriatımla yaşarlar. Onlar azdır ve seçkindirler. Ama onlar, seçkin
olmayı seçilerek, elde etmediler. Kendi akılları ile yolumu buldular ve
beni tanıdılar. Böylece seçkinlerden oldular.
18. Ey seçkinlerim! Benim sevincimi yayın Dünya’ya. Beni tanıtın. Bana
hizmet edin. İbadetimin sevinci sarsın Dünya’yı; ama yobazlar ve cahiller
toplumunda, kendinizi açığa çıkartmayın. Sizi sürek avıyla avlamalarına
imkan ve izin vermeyin. Karanlıkta yayın benim bilgimi ve gizlice.
19. Benim ibadetimi tanıyan ve sevincine eren, beni terkedemez asla; ama
acı veren dinlerin kuralları ve yapay ahlak kavramları, insanların, beni,
benim ibadetimi tanımalarını önlemek ister.
20. Kim ki, aydınlanır ve içeriye alınır, O, ebediyen kurtulur hem bu
hayatta; hem ölümünden sonra. Benim bilgimi, benden gelen bilgiyi ve
benim temsil ettiğim bilgiyi alan, ebediyen kurtulur.
21. Ben Bilgi’yim. Hem tenin zevki, hem aklın bilgisi yalnız bende ve
benim inancımdadır. Lanet olsun, bilgiyi yasaklayan dinlere! Lanet olsun,
imanı aklın önüne geçirenlere! Onlar, insanlığın kanserli uzuvlarıdırlar.
7
Onlar engeller bilginin akışını. Onlar yok eder akılcı olanı. Onlar hapseder
insanı, kendi beyninin içine.
22. Bütün sayılar benimdir; ama beni hep tek tanrıyla kıyasladılar. Bu
yüzden benim sayım çift sayılardır. Bire karşı ikidir sayım. Ben, bir yerin
özel tanrısı değilim. Ben herkesin içindeyim; bu yüzden benim bu kitabım
ki, o, en güçlüsüdür ve benim kahinim ne doğudan çıktı, ne de batıdan.
Kahinim, İki kıtanın tam ortasında ve doğuyla batının arasında ve iki
denizin arasında olan ve iki parçaya bölünmüş olan, kadim kentten çıktı ve
orada yazıldı kitabım ki, o, size özgürlüğünüzü getirecek.
23. Beni ve bilgimi istemeyenler, kendileri bilirler. Benim dinime ve
benim ibadetime ve benim bilgime ve benden gelen bilgiye, kimse, kılıç
zoruyla sokulmaz. Ne haçlı seferim vardır; ne engizisyonum ve ne de
kutsal cihadım. Benim sürüme dahlolanlar, zevkle gelmeli. Bilerek
gelmeli. Ve kendisini anlayarak, gelmeli ve özgür olmalı. İhtiyacım yok;
çobana ihtiyaç duyana, ne de kılıç korkusundan gelene.
24. Benim kahinim ve rahiplerim ve benim rahibelerim, sahte dinlerin
sahte rahipleri ve sahte imamları gibi, insanları cehennem korkusu ile
toplamamalı; kılıçla zorlamamalı.
25. Başka tanrıya inananları ateşte yakmaya da gerek yoktur. Onlar, zaten
kendi ruhlarının köleliği ile yanmaktadırlar.
26. Korkmayın korkularınızdan! Üstüne gidin sıkıntılarınızın ve
utançlarınızın. Ancak böyle yenersiniz kendinizi. Suya düşmekten çok
korkan bir kimsenin, korktuğu derin suya düştükten sonra korkacağı ne
kalır? Ne yapar; yüzüp kıyıya çıkmaya uğraşmaktan başka? Yok olur suya
düşme korkusu, suya düştüğü anda.
27. “Bize, Doğru Yol’u göster” der, her sahte dinin izleyicisi. Ama Doğru
Yol sizin içinizdedir. Neden birisi gütsün sizi? Güzel olan, kendinin
bulmasıdır kendin için doğru olanı. Bir tanrının emriyle ve bir din
adamının güdüsü ile, düşünmeden gitmek değil.
28. “Bize kurallar koy. Getir bize şeriatını” der, her kendi aklını inkar ve
hapsetmiş olan cennet yolcusu. Halbuki kurallar sizin içinizdedir; yol
8
sizden geçer. Ve benim kurallarım, çok kolaydır çünkü kurallar geçicidir.
Yobazca kalıcı olan, yüzyıllarca, sadece sahte dinlerin, mantığı yasaklayan
kurallarıdır.
29. Artık batıl olmuş olan, sahte dinlerin kuralları, sadece köleler ve
koyunlar içindir. Asla izin vermezler, kendi içini dinlemesine insanın.
Alttan ve üstten, durmadan sınır koyarlar size; ki onlara lanet olsun!
Halbuki zaman değiştikçe ve çağlar çağları kovaladıkça, gerçeklik de
değişir. Eski kurallar uyamaz yeni çağlara. Kalıcı kural yoktur bu yüzden
ki, bir kaç tanesi müstesna.
30. Düşünmelerine imkan vermeyen kurallara dört elle sarılanlar,
koyundur ve ancak köledirler. Onlar, düşünme tembelidirler ve güdülmek,
onların mutluluğudur.
31. Her devrin kuralı, o devir içindir. Ve her devrin ahlakı, o devir içindir.
Ey insanlar! Birbirinizle olan hukukunuza yönelik olan iş ve ticaret
kurallarını, siz kendiniz koyarsınız, zamanına ve yerine göre. Neden bunu,
bir tanrının düzenlemesine gerek duyasınız? İçinizden gelendir ve sizin
vicdanınızdır ve sizin aklınızdır ve sizin isteklerinizdir ve sizin gerçek
kimliklerinizdir, kuralları koyan. Köhne bir din kitabı değil. Ve benim bu
kitabım da, zamanı gelince köhneleşmiş olacaktır.
32. Kim ki bir iş yapar veya ticaret yapar, o kişi, kuralını kendisi koyar.
Benim bu konuda ne sözüm olabilir? Ben Her Şey’im ama bir tüccar
olmayı hiç istemem ve istemem bir işçi olmayı. O zaman nasıl; kural
koyarım sizin yerinize?
33. Ve çevrenize göre ve devrinize göre ve görgünüze göre ve tecrübenize
göre ve ilişkilerinize göre ve ahlakınıza göre ve vicdanınıza göre siz
koymalısınız, uyacağınız iş kurallarını ve bütün gerekli kuralları.
34. Benim işim değildir, hukuk. Onu da siz oluşturursunuz. Size gereklidir
hukuk. Benim ihtiyacım yok bunlara. O zaman en uygun hukuku da siz
seçersiniz. Ama yanılırsınız belki başlangıçta. Ama o da düzelir
deneyimle.
9
35. Ama bu da, devre göre değişir. Hangi mantık, ekmek çalanın elini
kesmeyi emreder? Lanet olsun ona! Hangi mantık, en tabii hakkı olan
cinselliğini yaşamak isteyeni, taşlayarak, öldürür? Lanet olsun ona! Hangi
mantık recmeder, karnını doyurmak için tenini satmak zorunda kalanı ki,
lanet olsun ona!
36. O mantık ve o tanrıdır ki emreder; karnını doyurmak için tenini
satmak zorunda kalanı recmetmeyi, fakat asla ilişmez, onu, buna mecbur
bırakana. İşte, lanet olsun ona ve onun yolundan zevk alarak, gidene! Bir
masumu öldürerek, cennete gireceğini zannedene.
37. Bakın. Dikkatle okuyun! Sahte dinlerin kural ve şeriatlarını. Hangisi
çağdışı değildir artık? Uyar hangisi insanlığa ve mantığa ve hakka ve
çağın anlayışına? Açık değil mi, kalıcı olamayacağı bir kuralın ve
hukukun ve şeriatın ve köhnemiş tapınma usulleri ile ahlakın?
38. İşte, bu yüzden kolaydır benim kurallarım. Kolaydır şeriatım.
Bilmediğiniz her şeyin rehberi, içinizdeki ışıktır ve benim kaosumdur. Ve
benim bilgimdir. Ve benden alınan bilgidir ki, o, zaten hepinizin içindedir.
39. Hem çok zordur, hem kolaydır benim şeriatım. Çünkü insanın,
kendisini tanıması en zor olanıdır. Tanıdıktan sonra da, kendisini kabul
etmesi en zor olanıdır. Zordur, kişinin, kendisiyle barışması. En kanlı
düşmanını da affedebilir ve onunla barışabilir insan; ama kendisi ile
barışamaz çoğu. Affedemez kendisini. Bu korku perdesini yırtıp,
geçebilen için; ne mutludur!
40. “İnan” der, bütün eski dinler; ki onlar ve onların hükümleri,
düşünülmeyen dönemlerden gelirler. “Sadece inan. Seni kurtaracak olan,
İman’dır. Düşünme asla; girme günaha. Asla da yargılama kafanda”
derler. Ama ben, “Düşün” derim, kendi seçkinlerime. Asla kurtaramaz
seni, koyun gibi inanmak ve asla ulaşamazsın, ne olduğunu bilmediğin
cennete.
41. Düşün düşünebildiğince! Gücün yettiğince düşün; anla kendini! Asla
korkma, hakim durumdaki tanrıyı sorgulamaktan ve yargılamaktan!
10
42. İnsanı köle yapan, sahte dinler ve onların, kendilerine keyif verilmiş
olan peygamberleri ardarda geldiler. Ve onlar ölünce, taşıdıkları imtiyazlı
keyifler haleflerine geçti. Daima sömüren oldu, din büyüğü ve bilgini
sayılanlar. Bir örnek verseler bile bunun tersine, sonradan gelen
takipçilerine de bak onun.
43. Ne zaman karşısında oldu sömürenin ve yönetenin, hangi kilise ve
hangi imam? Toplumu uyuşuk tutmak, onların başlıca görevi değil midir?
Yasaklar, yasaklar, yasaklar ve günahlarla boğuldu insanlar ve böylece
uzaklaştırıldılar, gerçeğin öğretisinden. Uzaklaştırıldılar güzel olandan,
doğru olandan, sevinç verenden ve zevkli olandan. Güzel olan her şey,
günah oldu. Ve sömüren tanrıya ibadet ve keder ve acı ve sıkıntı, en büyük
sevap ve zevk olmadı mı?
44. İmha etmedi mi o dinler daima, güzel olanı? Yasaklanmadı mı sanat,
müzik ve hatta sevgi ve sevişmek?
45. Bir zamanlar, kadim tanrılara yönelik ayin ve ibadetler vardı, sevinçle
kutlanan. Kilise kirletmedi mi, onların lirik ve ince vasıflarını? Daha
batıda ve kuzeyde, kilise ulaştığı anda oraya, mahvetmedi mi Balltane
ateşini, kutlamasını ve sevincini? Daha batıdaki büyük orman kıtasında,
kilise ulaştığı anda yok etmedi mi benim verdiğim güzellikleri ve benden
gelen sevinci?
46. “Tanrı, insan kurbanı istemez” derler; ama unutulur kutsal cihatlar,
haçlı seferleri, engizisyon mahkemeleri ve tanrı için insan öldürmenin
kutsallığı. “Senin dininden olmayanı öldür. Onu kabul etmeyeni öldür.
Önce imana davet et. Kabul etmezse öldür” der, o tanrı. Ama riyakar din
adamları “Tanrı, insan kurbanı istemez” derler. Gülerim, içinde oldukları
acze, yalana, riyaya ve alçaklığa!
47. Irzdan ve namustan bahsedilir, müslümanlıkta. Ama unutulur;
kafirlerle, savaşta alınan esirlere, kendi dininden olmadığı için köle
edilenlere ve cariye olmak zorunda kalanlara yapılanlar. Cariyenin ırzına
geçmenin günah olmaması ve başka dinden olana tecavüzün sevap
sayılması.
11
48. Bilginin ve zevkin kutsal rahibeleri hakimdi bazı yerlerde. Sanat ve
zevk, güzellik ve felsefe, bereket ve özgürlük hakimdi oralara. Asla
yeşeremezdi oralarda, sahte tanrının azap, korku ve ölüm getiren dinleri.
Nerede ki, ilkel kavimler vardı ve nerede ki, kadın köleydi, oraya geldi o
dinler. Sonra da yayılıp, kan ve vahşet taşıyarak, boğdular o özgürlükleri
de. Kadın, alt varlık da değil, köle de değil; en değersiz ve günaha teşvik
eden şeytan sayıldı.
49. Cinselliği yasaklandı. Kısıtlandı. Her hakkı alındı. Ona özgürlük veren
her düşünce ve inanç, Şeytan’ın; yani benim günaha ayartmam kabul
edilerek, cezalandırıldı. Halbuki, ne bir günah vardı, o olsun diye
ayartılacak ve ne de yasak. Ancak ruhları köle yaparak, hüküm sürebilir ve
güçlenebilirdi Sahte Tanrı ve onun din adamları.
50. Vaadedilen sahte cennet veya ceza verilen uydurma cehennem de yok!
Ölümden sonrası hakkında hiçbirşey bilmedi insanlar, ancak istenen
uydurmalar hariç.
51. Halbuki doğunun, kadim bilgisinde yatmaktaydı, ölümden sonrası
olacaklar. Ama işine gelmezdi kimsenin, bunun bilinmesi. Mutlak bir ceza
yerinin dehşeti, en büyük yardımcısıydı onların.
52. Utanmayın arzularınızdan, isteklerinizden; tanıyın kendinizi!
Neyseniz, o olun! Yapın, ne isterseniz. Ve asla kınamayın, başkasının
ihtiraslarını ve ten açlığını. Saygı gösterin birbirinizin isteklerine. Köle
etmeyin eşlerinizi. İsteyen tek eşli olur, isteyen çok. Kimse zorlanamaz.
53. Eşlerinize imkan tanıyın, ama o da size tanımalı. Sevecekseniz,
gerçekten sevin. Eşinizi köle olarak gördüğünüz için değil. Size bağlı ve
sizin kullanımınızın aracı olduğu için değil. Utanmayın birbirinizden ve de
saklamayın içinizi. Sizi hasta eden de budur, riyakar yapan da. Sahte
dinlerin içinde, tenin isteği kaynayan ama bundan utanan, gizli gizli
herkesi aldatan dindarları gibi olmayın!
54. Toplanın kendi sayınızca, az ya da çok olarak. Önce anın isimlerimi.
Adlarımı sayın bildiğinizce. Benim bilgimi çekin üzerinize. Sonra uzun
uzun terennüm edin ismimi. Kapatın kafanızı her fısıltıya. Sonra, kendinizi
anlatın birbirinize. Zayıflıklarınızı koyun ortaya ve isteklerinizi. Kabul
12
edin birbirinizi, en iğrenç yanlarınızla. Ne utanma olmalı benim
ibadetimde ve ne de korku. Saygı da istemem sizden. Sayın kendinizi
yeter, tanıyarak zayıflıklarınızı.
55. Kurban istemez benim ibadetim; ki çok ender zamanlarda bir iki tanesi
müstesna. Sizin kurbanınız, kendinizi anlamaktır ve teninizi yaşamaktır ve
diğerlerinin ihtirasına da saygı göstermektir. Ama kurban vermeniz
gerekirse o müstesna zamanlarda, asla ve asla öldürmek için öldürmeyin!
Yiyemeyeceğiniz hayvanı öldürmeyin.
56. Benim ihtiyacım yok kurbanlarınıza, ama onun faydası sizedir. Et
olarak da, ruh olarak da. Ben, çöle gömülecek olan milyonlarca kurbanı
kesmenizi emreden ve de buna ihtiyaç duyan, Sahte Tanrı değilim! Kan
sarhoşluğu içinde ve tatmin edilmemiş şehvevi zevklerin tatmini ile
öldürülür o kurbanlar ve cennet umulur bunun için. Ne kadar riyakarca!
57. Kadim inanç ve felsefelerde, kadının yeri vardı ve cinselliğin. Herkes
özgürce yaşardı cinselliğini. Yoktu ayıp ve günah. Kimse suçluluk
duygusunun pençesinde kıvrandırılmazdı. Erkek kadar hakkı vardı kadının
da. Bazı kavimlerde ve inançlarda, daha da üstündü kadın.
58. Ben derim ki, ey inananlarım ve ey benim seçkimlerim! Kadın da
birdir, erkek de. Neden ayırım yapılır iki cins arasında ki, aslında onlar tek
cinstir? Erkeğin nefsi neyse, kadınınki de odur. Erkek istek duyarsa,
kadın da duyar. Neden kadının cinselliği ve cinselliğini özgürce yaşaması
ve ifade etmesi günah, ahlak dışı, kural dışı ve kötü ve olmaması gereken
bir şey ve aslında, zaten olmayan bir şey olarak kabul edildi?
59. Erkek, çok eş isterse, kadın da ister. Neden kadın, köle olarak duvarlar
arasında saklandı? Bir kadın, bir çok erkeği tatmin edebilirken, fakat bir
erkek, bir günde belli sayıda kadını tatmin edebilirken, kadınlar
haremlerde, onlarcası tek bir erkeğin kaprisine ve insafına köle edildiler?
Ve neden, alınıp satılan bir mal oldular?
60. Ben, zevki yasaklamam ve insanın cinsel tercihini de. Zorla olanlar
müstesna. Bunu hiç tasvip etmem. İsteyen, kendini istediği gibi yaşar. İster
karşı cinsi beğenin, ister kendi cinsinizi. Bu, sizin meseleniz. Ben ancak
zevkinizi kutsar; istediğiniz gibi olmanızı tasvip ederim. Ama Sahte Tanrı
13
ve O’nun çocukları olan, sahte din adamları “En büyük günah, eşcinsellik
“derler.
61. Sonra, kendileri ayırırlar iki cinsi birbirinden. Kadının görülmesine
tahammül edemezler. İki cinsi ayrı toplumlar haline getirirler. Kendi din
okullarında, eşcinselliği dolu dolu yaşarlar; ama bunu günah olarak kabul
edip, yapanı cehenneme layık görürler. Ama kendileri, dolu dolu yaşarlar
aynı şeyi. Asla ellerinden kurtulamaz, din öğrenmek için gelen güzel bir
çocuk ve bir genç.
62. Hem teşvik ederler, hem zorla iğfal ederler. Ama yapanı lanetlerler.
Ama insana, başka yol bırakmazlar. Böylece kıvrandırırlar insanı, suçluluk
duygusu ve günahkarın kaygısı ile. Böyle zincirlerler zihinleri.
Uyuştururlar ruhları. İzin vermezler, zihinlerin, tatmin edilmemiş
cinsellikten başka şey düşünmesine.
63. İnsanlar arasında da iyice yayarlar ayıplamayı, lanetlemeyi,
kovalamayı ve kötü konuşmayı hakkında, ister karşı cins olsun, ister kendi
cinsi ile cinsellik yaşamayı. Halbuki bunu ayıplayan, kendi içindeki
ayıplara bakmaz. Kendisinde hak görür, başka bir insanın istek ve
cinselliğini kısıtlamaya ve ayıplamaya; ama kıvranır içinden kendisi de,
tutuşan arzularıyla.
64. İşte bunlardır, sahte dinlerin insanlara getirdikleri. Bunlardır, verdiği
kurtuluş ve ahlak. Bunlardır, insanı özgürlükten men eden ve köle yapan.
65. Ben ki, bunu önlerdim her zaman. Buna gücüm de vardır. Ama daha
iyi değil mi, insanın daha olgunlaştığı çağda, ona özgürlüğünü vermek için
kıvılcım çakmak? Artık her insan, kendi içinde olan öğretimi zaten
kendisi keşfediyor ve kendini tanımayı ve hür olmayı hakediyor!
66. Ben Zevk’im. Ben Güç’üm. Benim kudretimdir, size doğru yolunuzu
buldurtacak olan. Bana tapmanızdır, en büyük sevinç ve mutluluğunuz.
Benim, sizi sevinciniz için kutsayan ve isteklerinizi hür bırakan.
14
III
1. Kadına da, erkeğe de Eşitliği Getiren’im ben, öğretimle ve peşimden
gelen seçkinlerime sağlayacağım ve sağladığım ve ezelden beri sağlamış
olduğum imkanlarımla ve öğretimle. Gerçek eşitliği sağlayan, yalnız
benim! Eşitliği bozan, insanlar arasındaki sahte dinlerin öğretileridir.
2. Işığım, karanlığımın içindedir. Onu bulmak için bulmayı dilemelisiniz
herşeyden önce. Kim ki, içinde duyar aklının sesini ve kim duyar isyan
hissini ve kim isterse, köle değil, eşit olmayı; önce bunu dilemelidir.
3. Saygı göstermeli, saygı görmeyi dileyen. Seçkin olan, asla
ayıplamamalı bir diğer seçkini! Utanmamalı da kendi zayıflığından ve
isteğinden ve ihtirasından ve ne de şehvetinden. Herkes dile getirebilmeli
inançdaşına kendi içini ve dinleyip, kendi derdi olarak benimsemeli
başkasının isteğini.
4. Akla vurmak ve anlamak çağı geliyor; iman ve kör inanç çağı yerine.
Anlayış ve kendini anlamak çağı geliyor; diğerlerini karalama ve kendini
yüceltme çağı yerine. Neden kendinizi sahte vasıflarla ve sahte erdemlerle
ve sahte güzelliklerle ve sahte imanla ve sahte ahlakla yüceltesiniz ki?
Kendini anlayan, yücedir yeterince.
5. Nasıl ki kendisini anlayan bir tanrıysa, köledir ve köle kalacaktır;
sahteliklere sarınan ve bunda ısrar eden ve bunu, bütün çevresine
bulaştırmak isteyen.
6. Herkes eşit olmalı! Paylaşımda ve maddede ve en güzeli, ruhsal
özgürlükte ve aklın gücünde ve yargılamada; ama ilk önce kadına
özgürlük getirmek isterim ben ve kadın, eşit olmalı erkekle. Çünkü çağlar
boyunca, dinsel saçmalıklar bozdu kadını ve yok saydı. Çünkü eski
çağlarda kadim inançlar eşit tutardı kadını, erkekle ve bazı zamanlarda da,
daha üstün olurdu kadın veya erkek, yönetimde ve dinsellikte.
7. Her kavim ama her kavim incelerse kendi geçmişini, görür iki cinsin
eşitliğini. Özellikle, öğretimin Kahin’inin kavmi görür kadının nasıl
aşağılandığını; adil Tanrı dediklerinin dini benimsendikten sonra. Erkekle
15
beraber savaşa giderken kadın ve tam olarak eşitken, yönetimde de kral ve
kraliçe olarak, nasıl hapsedilip, sarılıp sarmalanarak, gözlerden utanılacak
bir şey olarak saklandığını.
8. Yoktur Dünya’da, buna benzemeyen bir kavim. Her kavim katletmiştir
iki cinsten birini ve yarım bırakmıştır kendisini, her şeyin en uygununu
yapan dedikleri Tanrı’yı benimsedikten sonra. Bunu ben söylemiyorum
size. Aklınıza güvenin. Tarihi inceleyin. Kendiniz görün.
9. Ne kahrolası yalandır, Arabın dininin kadına kurtuluş ve özgürlük
getirdiği. Ama insan aptaldır çoğu zaman. Göz göre göre, gözünün
önündeki gerçeği inkar ederek, benimsemiştir bu yalana inanmayı.
Unutturmuştur kendisine bile, göze batan gerçekleri de; övünmüştür; “Biz
kadına özgürlük verdik” diye.
10. Arabın dini, Hiç bir imkan tanımadı Arap kadınına, ama yok etti
acımadan – şimdi – sizden ve tarihten bile saklanan üstünlükleri. Kadın
nasıl kötü durumda olabilir, nasıl aşağılanırdı o zamanlar? Bakmazmısınız
Kabe’nin içindeki en büyük üç tanrıya -o zamanlarki -? Arabın dininin
kitabında, bizzat kendisinde yazılı değil midir; bunların dişi tanrıçalar
oldukları? En büyük tanrıları dişiyken Arabın, Lat, Menat ve Uzza ilahi
tapınım merkeziyken, o insanlar nasıl aşağılarlardı kadını? Lanet olsun bu
yalana ve ona inanana!
11. Demedi mi, kahrolası Arabın dini, kadına, “Ziynetinizi saklayın
göstermeyin”? Erkek evlenir isterse dört kadınla ve alır istediği kadar
cariye ve köle, parasının yettiğince. Ama kadın, erkeğe bağlı olmalı ve
haremde kapanmalı. Bir utanç abidesi saymalı bedenini ve kimselere
göstermemeli bir yerini.
12. Daha sonra insan da sayılmadı kadın; hatta şahitliği bile kabul
edilmedi; bir zamanların yönetici ve baş rahibesi olan cinsinin. Arabın
dini, kendi peygamberine istediği kadını alma hakkı verirken, tanıdı mı
aynı hakkı onun karılarına, kadın ve erkeğin nefsi eşitken?
13. Köle edilmedi mi insanlar, yüzyıllarca, cinsel bunalımlarından
sürüklenerek? İki cinsi ayıran Arabın dini, baş teşvikçisi olmadı mı
16
eşcinselliğin? Irzına geçilmedi mi, yüzyıllarca güzel oğlanların? Kadınlar,
birbirinden tatmin aramaya itilmedi mi haremlerde yüzyıllarca?
14. Bu, en büyük günah denildi insanlara bir taraftan. Bakın. Düşünün.
Araştırın. Sizin yaşadığınız gününüzde, Arabın dininin hakim olduğu her
ülkede, bu değil midir görünen? İnsan, her eğilimde olur. Ayıp değildir
istek duymak kendi cinsine, iki cins arasında duvarlar olmasa bile.
Kutsaldır, herkesin kendi tercih ve isteği.
15. Ama Arabın dininin, eşcinselliği teşvik etmesi ve mecbur kılması, ve
şartların hepsini ona göre düzenlemesi ve İki ayrı cinsin birleşmesinin,
ancak üremek için caiz görülmesi, insanın isteklerine saygı duymaktan
değildir. Değildir, eşcinselliği beğenmesinden ve değildir, cinsel tercihi
hür bırakmasından.
16. İnsanın şehveti bilinmez mi, onu yarattığı söylenen Tanrı tarafından ki,
eğer o yaratmışsa gerçekten? Bilmez mi o tanrı, insan mutlaka
birleşecektir karşı cinsle ve bulamazsa, en sonunda kendi cinsiyle? İki
yasak varsa ortada; bunlardan birisi, karşı cinsle birleşmekse ve
konulmuşsa engeller, dikilmişse duvarlar; en kolayı, ikinci yasak değil
midir? Kendi cinsinle birleşmek! Her an, yanyanayken ve dikkati
çekmeden, kolaylıkla yapılacaksa?
17. Neden Arabın Tanrı’sı getirdi bu yasakları, insanın yapısını biliyorsa?
Ona kendisinden de yakınsa, dediği gibi? Bilirmisiniz bunun cevabını?
Bunun cevabı çok kolaydır, düşünen bir kafa için. Değilmidir, azap
vermekten zevk almak ve acıyla ve umutsuzlıkla beslenmek; hem yasak
koymak, hem o yasakla çarpışacak en güçlü içgüdüyü vermek, şayet o
yaratmışsa?
18. İnsan, içgüdüsel olarak içindeki tepilere uyacaktır; ama hangisini
yaparsa yapsın, işlediği günahtan korkacaktır. Ve vicdan azabı duyacaktır
tanrısına karşı ve suçluluk duygusu kemirecektir onu, içten içe. Ve utanç
duyacaktır diğer insanlardan. Yapacaktır en büyük işkenceleri aynı suçu
işleyenlere, kendisinin, öyle olmadığını göstermek için herkese. Üstelik
kendi cinsi ile yapmak daha kolayken ve bu teşvik edilmişken, en büyük
günah da bu sayılmıştır nedense!
17
19. Suçluluk duygusu içindeki insan, daha bağlıdır tanrısına. Daha fazla af
diler ve onu ulular. Beyni daha yakındır köle olmaya. İsyan edemez ve
yargılayamaz, içindeki korku yüzünden. Yasaklanmıştır, mutlaka olması
gereken ve istenmiştir bu yasakların çiğnenmesi, cehennem korkularına
rağmen. En iyi kurbanları seçer tanrısına, affetsin diye kendisini ve
öldürür insanları, onun adına ceza verirken ve kutsal cihadda. Beslensin
diye kan içen tanrısı, onların hayat enerjisi ile.
20. Halbuki ne günahı vardır, içteki isteğin tatmininin ve ister karşı cinsle,
ister kendi cinsinle birleşmenin; verdiyse o duygu ve isteği yaratan Tanrı’n
sana? Lanet olsun, bu da yalandır kökten! Yaratması onun, insanı.
21. Kadın, köle edilmiştir Tanrı’sının kaprisi ve menfaati uğruna. Arabın
dini bunu yaparken, Kilise daha mı hayırlı olmuştu yüzyıllardan beri?
Aynı tutum yaşanmaz mı kilisede? Evlenmeyen rahipler ve rahibeler
sınıfı, hangi dindedir? Hangi din, cinselliği kirliliğin en üst düzeyi
saymıştır? Kilisede, kadınla birleşme günahı, Arabın dininde olandan bile
büyük değil midir?
22. Cinsellikten kaçarak, kendisini yarım insan yapmaya çalışmadı mı
ermişleri, dişi ve erkek olarak? En temel içgüdü olan cinsellikten en uzak
olan, en aziz ve ermiş olmadı mı? Ama eşcinsellik tam olarak hakimdi,
kilisenin hakim olduğu her ülkede ve her tapınakda. Rüyalarında Bakir
Meryem’le birleşmedi mi genç rahipler, her gece, tapınaktaki heykelinden
bile kadının, tahrik olarak, çılgınca? Ve bunun için af dileyip, Tanrı’larına
köle olmadılar mı her gecenin sonunda? Rahibe manastırlarında kadınlar,
erkeksizlikten, her gece İsa ile yatmadılar mı rüyalarında; haça gerili,
çıplak erkek bedeni heykelinden tahrik olarak?
23. Bilirim. Hep yanlarındaydım ben, hepsinin. Bütün bunları, insan yapısı
ve Tanrı’nın kurnazlığından değil, benim ayartıcılığımdan bildiler ve öyle
bildirdiler. Halbuki ayartmaya ne gerek var, içinden her an bunu isteyeni?
Kötülüğe ve Cehennem’e sürüklemedim ben onları. Aksine acı çektim;
onların durumundan, onların adına.
24. Bu değil midir, koşup oynamak isteyen küçük bir çocuğu, ayağında
zincirli prangalarla büyüterek, sakat bırakmaktan kötü olan? Doğası hür
18
olarak koşmak olan bir atı, doğumundan ölümüne kadar, ayakları bağlı
tutmaktan daha kötü olan?
25. Benden geliyorsa bütün kötülük ve istekler, ben mi emrettim cinslerin
ayrı tutulmalarını, acı çeksinler diye? Kendi kitapları ve din adamları
erdem olarak savunup, emretmezler mi bunu?
26. Olması gerekeni yasaklayanlar, olması gereken olunca, bunun, benim
yüzümden olduğunu söyleyerek, aldattılar insanı. Ben mi acıkmanızı
emrediyorum size? Madde bedeninizin, hareketi için gıda almaya ihtiyacı
vardır. Bunu kimse emretmez! Ama cinselliğiniz de vardır ve maddenin
gereği, ve maddenin zevki ve maddenin dayanılmazlığıdır. Ne ben
emrettim, ne de baştan çıkarttım.
27. Ama şimdi, ben emrediyorum! Size reva görülen haksızlığı
gidermenizi ve isyan etmenizi ve maddeyi yaşamanızı; artık yeni çağ
gelmektedir ve artık insan, tanrıların kölesi olmayacaktır.
28. Baştan beri her bilgi, bendendir. Ben, köle yapmam. Ben,
bilgilendiririm. Ben, isyan ettirmem, ama benim bilgimi alan, isyan eder.
Ben, Haksızlığa uğrayan’ım ve ben, bu yüzden karşı çıkarım en fazla
haksızlıklara.
29. İnsana, cinslerin ayrılması ve kadının aşağılanması ile yapılan bir,
haksızlık ve kurnazlık ve tuzak ve kötülük ve lanet ve azap daha vardır.
Lanet olsun ona!
30. İnsan ömrü belli sınırlar içindedir ki, bu, benim tarafımdan çok çok
uzatılabilir seçkinlerim için; dilersem.
31. İnsanın cinsel zevk duyguları, zirvesindedir onbeş ile ellibeş, altmış
yaşları arasında. En diri olduğu zaman da, en genç, yetişkin, olgun, güçlü,
uyanık ve verimli olduğu zamandadır.
32. İnsan, bu yaş sınırlarındayken, aklının en büyük kısmıyla cinsel
zevkleri düşünür. Okulda, işte, düşünürken, bir şey ya da bir fikir
üretirken, yolda yürürken ve uyurken. Aklı cinselliktedir insanın. Çok kısa
aralıklarla, başka şeye kayar akıl. Bir an dalsa bile, cinselliği, içinden baş
19
kaldırır, “Ben buradayım” diye. Hele en genç ve en verimli çağlarında, bu,
tam böyledr.
33. Bu durumdaki bir insan, nasıl olur da akla vurabilir bir şeyi? Nasıl
keşfedebilir, Evren’in gerçeklerini. Nasıl düşünebilir sağlıkla? Cinselliğini
yaşayabilse doyasıya ve istediği herkesle, şimdikinden kat kat ileri olacak
olan insan, aklı izin vermediği için yapamaz önemli bir ilerleme. Ne
Tanrı’yı yargılayabilir yeterince; ne de olgunlaşır gereğince.
34. Bugüne kadar bulduklarınız bile, – ister bilimde, ister düşünsel
alanlarda – mucizedir ancak; bunlardır Tanrı’nın istemedikleri. Bu yüzden
takdire layıksınız aslında. Ama bir de düşünün; ya bu kısıtlama ve aklınıza
geçirilen, çelik çember olmasaydı? Daha ileri olmaz mıydı her şey?
Çoktan silkip atmıştınız, Sahte Tanrı’nın çağı geçmiş kurallarını.
35. Kapatarak kadını, ayırarak cinsleri ve Ahlak dışı sayarak ve
saydırtarak, cinsel istekliliği, utandırarak, saklattırarak ve araya
imkansızlıklar koyarak. Ve eşcinselliği de kural ve ahlak ve yasa ve din
dışı sayarak ve saydırtarak, durdurulmasa da kösteklenmiştir insanın
aydınlığı.
36. İnsan, belli yaşını geçince ve cinsel isteği kalmayıp, aklını her şeye
verebilecekken de. Bu zaman gelince de, fiziksel bedeni ve enerjisi de
bitmiş olur. Ne ilerleme olabilir; her fırsatta farkında olmadan uyuklayan
ihtiyarın akılsal faaliyetinden?
37. Bunun da, istisnaları vardır elbette, tek tük. Ama bir iki kişinin aşması
değildir, önemli olan. İnsan, bütün olarak uyuşturulmuştur bir kere. Böyle
kısıtlamaların olmadığı, kadının, pul sayılmadığı dönemlere ve
uygarlıklara bakın! Eski Yunan Ve Eski Roma! Tapınaklara, mimarinin
görkemine bakın! Eski Mısıra bakın! Sadece mimari yapılar mı? O
zamanlardan kalma değil midir, temel buluşlar? Matematikte, Felsefede,
Fen ve diğer Bilimlerde; hatta Askerlikte, Fetih ve Savaşta. Büyük
iskender değil miydi; ordusunun arkasında kadınlar ordusu taşıyan,
askerlerinin cinselliği için.
38. Lanet olsun! Lanet olsun! Lanet olsun! Lanet olsun, buna inanana ve
inandıranlara ve lanet olsun bu kural ve dinlere!
20
39. Kadın köle oldu ve kendisi de benimsedi, zayıf cins olmayı. Yönetenle
yönetmek yerine, yönetilen olmayı. İşte bu yüzden, insanlara eşitlik
getirmenin tek yolu, kadına, eksiksiz eşitlik getirmektir. Yoktur aslında,
iki cinsi, birbirinden farklı kayırmam. Özel olarak, kadın değerlidir
diyerek, başka bir ayırım yapmak. Her cins ve cinsel tercih kutsaldır bana.
Ama kadını aydınlatmak ve uyarmak, ilk adımıdır insanlığın aydınlığının.
40. Ey Kahin’im! Korkacaklar bu öğretimi okuyunca; aslında hiç
korkulmaması gerekenden ve kendilerini kurtaracak olandan ve şenliklerle
karşılamaları gerekenden. Nefret edecek hakim sınıflar ve bir de Kadın’ı
köle olarak isteyenler. Nefret edecek değişmekten korkan ve kendi aklının
içine hapsolmuş olanlar ve aklı esnek olmayanlar ve öğrenmektense
ezberlemeyi tercih edenler ve düşünmektense güdülmeyi isteyenler. Nefret
edecekler bu öğretiden, senden ve benden.
41. Sahte dinin, sahte rahipleri ve imamları ve sahte öğretmenleri,
insanlara nutuk atacaklar, öğretimin değersizliği ve sahteliği hakkında;
ama bu, yayılmaya başlayınca durdurulmayacak olan bir ateştir. Onda
yalan yoktur; çünkü Arabın Tanrısı’nın kitabı, Kilisenin Tanrısı’nın
öğretisi ve Yahudinin Tanrısı’nın kabile tanrısı olması gibi ki, lanet olsun
hepsine!
42. Aklı çalışan İnsan asla reddetmeyecektir beni ve öğretimi. Sonunda
hakim din olacaktır bu öğreti; ama sen göremeyeceksin bunu.
43. Ey Seçkinlerim! Seçkin olan eşlerinizi asla aldatmayın! Sizi
aldatmaları için gereken zorlamayı da yapmayın. Ey Seçkinlerim! İnsan,
tek eşli bir yaratık değildir asla.
44. İster devrin yasalarına göre evlenmiş olun; ister benim nikahımla
evlenin; isterseniz devamlı birliktelik içinde olun. İster karşı cinsle birlikte
olun ve isterseniz kendi cinsinizle. İnsanın, tek eşli olmadığını bilin.
Riyakar bağlılıklar için ve şartlanmışlıktan dolayı ve sahte sevgiden dolayı
ki, onun sahte olduğunu kendinizden bile saklarsınız; ve alışmışlıktan
dolayı ve kıskançlıktan dolayı gerçek sevginizi öldürmeyin. Bu, benim
günahlarımdandır.
21
45. Tek eşli yapıda olmadığınızı unutmayın. Bir insan, başka bir insanı ve
birlikte olduğu ve olmak istediği eşini sonsuza kadar sevebilir ve sayabilir.
Ama cinsellik, böyle değildir. Bir insanın, diğerine karşı duyduğu cinsellik
tazelenmezse, üç-dört yıl içinde ölür. Ondan sonra, eşler, birbirini istemez
ve başka çiftleşmeleri özler olurlar.
46. Bu durumda, sahte dinlerin sahte insanları, çağlar boyunca eşlerini
aldattılar. İnsanı, kendi yapısı ve temel içgüdüsü buna mecbur etti.
Kadınlar, sahte iffet kuralları ile donatıldıkları için cinsel değişiklik
istedikleri zaman, bunu, kendilerinden bile sakladılar. Ama sevdikleri
eşlerini, artık sevmediklerine inandılar.
47. Kendi akılları ihanet etti onlara; ama bu ihanetin nedeni, asıl onları
şartlayanlardır! Saçma kurallardır; dinsel ve ahlaksal. Başka bir erkek
isteyen kadın ki, onun kimliği önemli değildir aslında, birisini beğenip,
ona aşık olduğuna inandırdı kendisini.
48. Bu yüzden yıkıldı bir çok birliktelik ve aile. Erkekler daha rahat oldu,
yüzyıllarca. Onlar, başka kadınları daha korkusuz ve tepkisiz buldular.
Eşlerini aldattılar ve bunu, kendilerine hak saydılar. Kadın bunu
yapamazsa, evine kapanıp, iffetli kadın oldu; ama bozuldu akıl sağlığı,
yok oldu cinselliği zamanla. Bu yüzden başka bahanelerle, kocalarına dar
ettiler dünyayı.
49. Aslında, kendilerinden de sakladılar bunu. Onlar için önemli olan,
iffetli olmaktı. Ama iffet nedir; sadece bir kuralın değerlendirmesi. Bu
durumda erkek de zevk almadı evindeki eşinden. Çünkü, aynı erkekle
olamayan kadının cinselliği de heyecansız ve kuruydu eşi için.
50. Budur; riyakar dinlerin getirdiği öğreti. İşte Seçkinlerim, aldatmayın
asla eşinizi! Başka kıpırtılar duyarsanız içinizde, söyleyin bunu birlikte
olduğunuz kişiye.
51. Eşler, birbirine imkan tanımalı değişiklik için. Buna ihtiyaç
duyuluyorsa. Kimse utanmamalı cinselliğinden ve isteğinden. Bunu
belirtene eşi yardımcı olmalı ve izin vermeli. Olabilmeli insan istediği
seçkinimle veya dışardaki ile; gönlünün çektiğince.
22
52. İsterseniz birlikte yaşayın değişikliği, isterseniz ayrı; ama aldatmayın
ve saklamayın bir şeyi. Duyduğunuz, sevgi veya aşk değildir. Değişik bir
cinselliktir aslında. Asla karıştırmayın buna, sevgiyi ve aşkı.
53. Erkek, nasıl isterse başka kadını, kadın da isteyebilir başka bir erkeği.
Bu, ne günahtır, ne ayıp ve ne de saklanması gereken bir şey eşinden. Bu
şekilde karşılıklı saygı ve anlayış, uzun tutar birlikteliği. Sizi bağlayan,
cinsellik ve menfaat olmamalı. Saf sevgi ve dürüstlük olmalı birbirinize.
54. Kimsenin hakkı yoktur, başka birisini kısıtlamaya; sırf onu seviyor
diye. Bu, köle etmektir birini kendi cinselliğine. Ve bıkıp, atmaktır onu;
canı istediğinde.
55. Seçkinlerim açık olmalı birbirlerine ve eşlerine; ama bir seçkinimin eşi
benim yolumda değilse, O, aldatabilir eşini; yalan söyleyerek ve belli
etmeyerek. Ama kısıtlamamalı kendisini; eşi dışardakilerden diye.
Açmamalı içini; bunu hazmedemeyen dışardaki insana.
56. Ama istemezseniz, bu, sizin bileceğiniz iştir. Özel durumlar hariç,
yapılmayabilir bu; ama siz insansınız ve bedensel arzunuz baskın
çıkacaktır en sonunda. O zaman utanmayın kendinizden ve kısıtlamayın.
57. Ama çocuk yapmak isterseniz ve sizce önemliyse, onun babasının kim
olduğunu bilmek, o zaman hamile kalana kadar gerekir kısıtlanmak ve
kısıtlamak.
58. Cinsel arzunun sınırı ve kuralı yoktur. Herkes istediğini isteyebilir; –
en yakın akrabadan veya en uzak yabancıdan – ama asla zorla olamaz bu;
ne de kandırarak, ve çok küçük yaşlardakini, ne olduğunu
anlamamasından istifade ederek.
59. Kimse utanmamalı içindeki istekten. Ama kimse de zorlamamalı
başkasını; ya da aptallığından ya da cahilliğinden istifade etmemeli. Her
şey, tam bir anlaşılmayla ve rıza ile olursa, buna karışamaz kimse.
60. Beden zevkinizle ve açlığınızla karıştırmayın asla, sevgiyi ve aşkı!
Bedensel açlık ayıp değildir asla. Asla yakıştırmayın buna aşkı. Kendinizi
tanıyın ve kabul edin olduğu gibi.
23
61. Cinsel kıskançlıktır, en kötü günah. Sonraki, eşini kısıtlamak. Daha
sonraki ise, kısıtlanmayı kabul etmektir.
62. Ama her şey kararınca olmalıdır. Kimse, tensel açlık ilişkisini
uzatmamalıdır aylarca. Ve kimse, eşiyle dengeyi ve eşitliği bozmamalıdır,
akılcı bir orandan fazla.
63. Size her imkan tanınmıştır. Yasak yoktur. Günah yoktur. Korkulan
cehennem ve sahte dinlerin ahlak kavramları yoktur. Ama her şey, sizin
isteğinize bağlıdır. Kim, nasıl kabul ederse ve anlaşırsa. Yeter ki, kendiniz
olun ve tanıyın kendinizi. Ne istediğinizi bilin. İsterseniz, olabildiğince tek
eşli olun; ama bilinki, sonunda bıkacaksınız. Ve nefret edeceksiniz bu
yüzden; bugün sevdiğinizden.
64. Cinsellikte sınır yoktur; bu yüzden ayırmam tek tek; şunu
yapabilirsiniz, bu olmaz diye. Bu, ancak insanların en özel zevklerine
müdahale etmek isteyen, Sahte Tanrı’nın şeriatında olur. İsteyen,
cinselliğini yaşar istediği ile ve istediği gibi.
65. Bana yapılan hizmet, seçkinlerimin, kendilerini tanıyarak, istedikleri
gibi olmalarıdır. Ben onlardan razıyım.
66. Kendinizi bir şeyden kısıtlayacaksanız, bunu siz istemediğiniz için
yapın! Sahte Tanrı’nın dinsel ve ahlaksal kuralları yasaklıyor diye değil ve
çocukluktan beri ve yüzyıllardan beri, böyle şartlandığınız için değil. Ne
isterseniz, yapın! Sizin kuralınız, kuralın olmamasıdır.
67. Mumyaları bilir misiniz? Ölmüş insanların bedenleridir, mumyalar.
Sarılıp, sarmalanırlar. Onlar yüzlerce, binlerce yıl önceden kalmış
cesetlerdir. İşte kendisini, nedenini bilmediği kurallarla sarıp sarmalayan
insan da, bir mumyadır. Yoktur ondan bir farkı. Tek farkı, nefes alıyor
olmaktır sadece. O kişi ki, yaşadığını sanır ama yaşamamaktadır aslında.
68. Anlamadığı, mantığa vurmadığı ve yaşamak için, aslında hiç de
ihtiyacı olmayan kurallar, onu hayata ve hayatın sevincine karşı koruyan
kalkanlar, mumyayı saran sargılar haline gelmektedir. O insan
yaşamamaktadır; ancak yaşadığını zannetmektedir.

________________________________________________________________________________

Yazar : Erdem Pehlivan

 

En beğendiklerim;
16. Ben, İçinizdeki Işığım; binyıllardır sizden gizledikleri. Ben
Düşünce’yim; Düşünme’nin ve Yargılama’nın Zevki’yim.
52. Utanmayın arzularınızdan, isteklerinizden; tanıyın kendinizi!
Neyseniz, o olun! Yapın, ne isterseniz. Ve asla kınamayın, başkasının
ihtiraslarını ve ten açlığını. Saygı gösterin birbirinizin isteklerine. Köle
etmeyin eşlerinizi. İsteyen tek eşli olur, isteyen çok. Kimse zorlanamaz.
24. Ben Öğretmen’im, Gerçekleri Getiren. Ben, Işık Getiren’im ve Işığı
Taşıyan. Ben veririm daima, gerçeğin bilgisini.
18. Sevgi’yim, yüreğinizin derininde duyduğunuz. Benim sevgimdir, size
yaşama ateşi veren.
19. Ben İsyan’ım. Benim, Savaşçı Olan. Çölün derininde, dağın tepesinde
ve denizin derininde, gecenin korkusunda, karanlıklar içindeki bilgi ve
vecd sarhoşluğunda, benim, Yanınızda Olan; siz bilmeseniz de.
5. Ben olduğum öğretildi insana hep, kendisinin, olumsuz yanının.
Aslında, tam tersidir durum. Ben, İçinizdeki İsteğim aslında. Nasıl olur da,
o şeyin kötü yanı olabilir; bir şeyin ta kendisi?

Erdem hakkında 63 makale

Astronomi, Parapsikoloji, Garip Olaylar ve çoğu konuda makaleleri ben hazırlamaktayım garipolaylar.org websitesinin ve instagram sayfasının sahibiyim paylaşımların tamamı benim tarafımdan yapılmaktadır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*